January 26, 2010

mon patron à moi

Aimes-moi !
Seulement pour toi
J’ai été chez le coiffeur
Je me suis achetée de nouveaux habits
Je n’ai pas dormi de la nuit !
Que tu me trouves coincée m’a fait peur
Pour t’impressionner…
J’ai demandé conseil à mes amis

Un peu de temps,
Donnes-moi juste un peu de ton temps
Et tu verras, en moins d’une heure je serai partie

Poses-moi toutes les questions que tu voudras
Je serai livre ouverte, transparence à l’infinie !
Je serai respectueuse,
Je saurai te surprendre, te rassurer, te détendre

Je serai là tous les jours,
Les heures passerons mais je ne te quitterai pas
Mes heures… je ne les compterai pas
Epouses-moi !
Heuuu…. Non… je voulais dire… embauches-moi !
Patron !
Je le jure,
Je ne dirai dans ma lettre,
Dans mon cv,
Rien que la vérité
Mon homme, ma famille, mes amis,
Seront au second plan, je te promets
Jamais enceinte je ne serai !
Mes règles non plus, je ne les aurai pas !
Soit mon patron, embauche-moi
Tu ne le regretteras pas !
Moi ? je… ne le regrettes dé… pas.

January 23, 2010

muzisyen

Dudaklarini kullan, nefesini
Yumusak dokun arada bir de keskin
Tahmin edilemeyecek notalar kat hareketlerine
Kadinin gerilen boynu, arkaya sarkan basi…
O mukemmel uzantinin odak noktasindan
Isirilmaktan kizarmis dudaklarin gevsedigi araliklardan
Bir ses cikacak ki o sarhoslukla duymayacaksin
Duydukca bu muzige kendini kaptiracak guney ulkelerinin tadina varacaksin
Tad katacaksin kivama, makama uyduracakasin hareketlerini, ellerini uyduracaksin kivrimlara
Sen muzisyensin… orkestran olmasada sef sensin
Gitari, piyanoyu, kemani calmak marifettir
Hatta cogu zaman da disi kalbe giden yolda cicektir
Sana annen utanmistir anlatmaya
Filimler kirletmistir gozlerini mutlaka
Ilk sevgililerin de belkide bilememistir ama
Olay Koreografidir birazda
Sanatsal olan, senin dudaklarinda baslayip ses tellerimden sicrayan muziktir
Kol kaslarin gerildikce enstrumanin etrafinda
Bu segircisiz verilen bir konser
Kuma cizilen bir resimdir
Unutulsun ki hatirlatmalar cok olsun diyedir
Sokak ressamlarinin yagmura teslim ettikleri, yere boyadiklari bir eserdir

January 21, 2010

kadin esittir erkek

Kivircik saclari arada bir dusuyordu gozlerinin onune
Elleri gitarin uzerinde
Dudaklari mizika ile mesgul
Ayaklari ise iki farkli ayar pedalinin arasinda gidip gelmekte

Cildi ele veriyor 20li yaslar ile vedalasmis oldugunu
Gozleri duygusuz ama insani geri cevirmiyor
« Her an gulumseyebilirim » mesaji veriyor ifadesi
Sakaci bir cocuk ve gormus gecirmis bir adam
Flirty bir muzisyen ve para kazanmaya calisan bir fransiz
Dost canlisi ama umarsiz bir yabanci
Mukemmel british ingilizcesi ile sarkilar soylerken o
Birandan bir yudum daha alip daldirdin gozlerini bardagin icine

Duyuyor ama dinlemiyordun artik
Icindeki sesler yukselmis
Seni sorguluyordu
Simdi buradasin
Parisin dar sokaklarinda bir bardasin
Bir scottish pub’da
Dibindeki tuvalet kapisinin yaninda
Ayakta duvara dayanmissin
Uzerinde bir bogazli kazak, saclarin daganik

Ne kadinlar kadin nede erkekler erkek
Ne fark ederki,
Senide altinda kot var, ayaginda bot var
Dilpomalisin sende, cebinde kendi paran var
Karsi masada oturan kadinin cani cekmis
Ona bira ismarlayan uzun sacli gitarist ile sevisecek bu gece belli

Iste abi ! esitlik !
Belkide fazla ileri gittik..

Sarki bitti.

Vapurdasin, Istanbul’da
Manzara her zamanki gibi
Guzel, sessiz, hayat dolu ve ölümsüz
Hayat dolu ve olumsuz ?
Motorun ust katinda, acik hava da oturuyorsun
Soguktan basta cok usudun, simdi hissetmiyorsun
Elinde sigara, cok huzunlu gibi duruyorsun
Etrafinda kara paltolu, kara kasketli
Biyikli biyiskiz
Işli, işsiz,
Hisli, hissiz adamlar
Oradaki tek kadinsin
Ve kendini yerinde hissetmiyorsun asagidaki koltuklarda oturmuyor oldugun icin
Ve belkide sigara icmekte oldugun icin
Ama birseyler degisti, dokunulmazsin
Tutturuyorsun sigarani
Etrafina ara sira heyecanlanan donuk gozler ile bakiyorsun
Kendini mutlu yada mutsuz
Asik yada umutsuz
Yalniz falan da hissetmiyorsun
Gelecegi dusunup kapitalizmdeki yerinin neresi olabilecegini hesapliyorsun
Sonu gelse hayal kirikligina ugrayacagin bir yarisma icerisindesin
Elinden gelen gelmeyen ne varsa yapmak uzere strateji dusunuyorsun
Yuzundeki ifaden olmasi gerektigi gibi [Bogaz’a, kiyilarina
Cami minarelerine, galataya, kiz kulesine, Beyazit kulesine, Koprulere
Uzerinden gecmekte olan kirmizi isikli arabalara,
Havada illaki ucusmakta olan martilara
Biryerlerden biryerlere yolculuk eden yolculara …]
Vurgun oldugunu sergiliyor
Belkide yurt disinda yasadigini belli ediyor
Belliki cok beklemissin buralara gelmek
Bunlari yeniden gormek icin
Yeniden bu soguk suyun uzerinde kitalar arasi yuzmek icin
Yeniden kendi dilinde konusan saclarini boyatmis kadinlar
Ve ”cok buyuk işler” peşinde koşan adamlarin arasinda oturabilmek icin
Aralarinda basi baglisi, punkçisi, iş adami, gayi, paralisi, paralanmişi, fakiri,
Gururlusu, engellisi, dilencisi, çinlisi, zencisi,
Tiyatrocusu, rapcisi… hersey dahil bu ulkede, herkes gibi kendi evindesin
Ama kapilari ardina kadar acik bu evin seninde bir adim disinda hep bir ayagin…
Hasretini cektigin manzaranin icinde, sen felsefeyi, duygulari birakmis
Kendinden habersiz “kimim, kim olmaliyim” derdindesin….

Saint Michel meydaninda bulustu sevgililer
Genc adam bir buket gül almis gamzeli kiz arkadasina
Kiz boynuna sarilip optu onu aylardir gormemis gibi
Turistlerin sony makinalarina cektigi heykellerin onunde cikacak onlarda
Her bakildiginda gorulmeyecek bir parcasi olacaklar çin’de bir evde duracak o resimlerin
Bir restorant’a gittiler daha sonra
Cocuk kapiyi tuttu kiza
Sandalyesini tuttu o oturmadan once
Kiza sordu ne icersin diye
Kendi fikrini sonra soyledi
Yillar sonar evlendi bu iki sevgili
Kadin esinden cok para kazaniyor simdi
Erkek ise bir kac yil calistiktan sonra evde kalip cocuklari buyutmeye karar verdi

Kadin eski kadin degil
Erkek eski erkek degil
Fizyonimik olarak killar, boylar ve ömürlerin uzunlugu degisti
Hala daha zayif, daha gucsuz kaslari var bayanlarin
Erkekler…
Genelde daha kisa boylu ve daha ince sesli
Kimi hala kasli ve genis omuzlu
Goz yaslari artik pinarlarindan cok uzaklarda degil
Aciya ve sikintilara olan tahammulleri artik daha dusuk
Ve duygulari incinmeye pek musait…
Centilmenler ve kahramanlar bir ucaga binip Vladivostok’a tasindi

Artik dunya bir ada…
Uzerinde irili kucuklu kadinlar
Ve bir akintida, arada bir kol cirpan adamlar var
Esitlik istemistik evet… sonuc ?

Motor uskudar’a yaklasinca millet ayaga kalkip siraya girdi
Yeniyil kararlarini almis, kendini gaza getirmis
Gokdelenlerin birindeki yerini almak icin ataga gecmeye hazirdin
Sende dikilince yerinde, ruzgar bir farkli degdi tenine
Son on dakikadir gozlerini daldirdigin sulardan cikartip
Gormeye basladin baktigin manzarayi
Simdi yalniz bir kadindin,
Simdi aski ozleyen bir bayan
Kalabaligin icinde olmak istemeyen bir cocuktun…
Simdi robotluktan ve hirslarindan cikmis, yeniden insandin
Yeniden Istanbul’a hayran bir “realist hayalperesttin”…

Hayat her yasayan icin farkli
Nefes bazen aci, bazen tatli
Yaslanmak kimine amac kimine eziyet
Saniyeler bazen ayaklarindan agirliklara bagli
Yillar bazen sanki surat kosusunda yarismaci
Tenine degecek bir el bazen tek istedigindir
“Benim” digebilecegin odana girip battaniyelere gomulmek kimi zaman tek arzun
Kadinmisin sen? Yoksa artik sen sadece senmisin… milyonlarin arasinda iyi kotu bir canli

yuzumdeki taze bebek

Yine Gunler uzadi ya
Ittik karanligi uzaklara
Her anin bir sarkisi var
Gel sende düs yoluma

Yuzumde ruzgar serinligi
Dudaklarimda bahar nesesi
Degiyor bin kere degiyor
Acilarin cekildigine
Bekledigine degiyor hayat
Bak gunes dönüyor yine

Aklimda eski siirler
Dokuluyor o mis kokan dizeler
Kim kime yazmis bilinmez
Onlar gizemleriyle guzeller
O eski adamlarin, o eski asiklarin, o eski cirpinan yureklerin
Sesleri, nefesleri aklimda her birinin

Her anin bir sarkisi var
Her anin melodisi, sesi
Dokulen her yasa deger
Yasanan guzel saniyeler

Binalarda isiklar yaniyor tek tek
Aksam oldugunda ben mutsuz olurdum
Gel yakalim lambalari bizde
Karanliklar gitmeye mahkum
Ellerimiz ilik kalp atislarimizda birlesince
Hepsi gitmeye mahkum
Hepsi bitmeye

Uzun zamandir sesimi cikartmiyordum
Hatta artik ruya bile gormuyordum
Hayallerim siyah beyaz
Her anim efkarliydi biraz
Sana artik inanmiyordum
Ayagim takildi bir tesadufe
Sana yakalandim mucize
Hayatin guzel parcasi
Senin icin degermis canim, gozumun her bir yasarisi
Canimin her bir yakarisi
Gonlumun her bir yasi
Sen ask degilsin, sen sevgili degil, sen benim yuzumdeki taze bir bebeksin
Sen insan degilsin, sen hicbirsey degil, sen herseysin
Sen yasama istegi, bir kusun urperisi, bir yapragin done done dususu,
Sen mis gibi doga kokusu, bir dostun kahkaha ile gulusu
Sen hayat,
Sen mutluluksun
Tanrimin bizi buralara getiren umudusun

47

Turkiye col olmasin
Akan goz yaslari kurumasin
Bizi bindirdikleri 28 atli karincada
Kimse bir yere varamasin

donsun dursun
dansoz dunya
basimizi dondurmeye doymadin daha

aldigim nefesle sarhosum hayata
bosver marlboro bosver abi ya
havayi kokla bak surekli hirosima

hepimiz kardesiz turkusunu sil bastan
kim kimin bacisi, abisi, ablasi
kalmamis neslimizin insanlik anlayisi
dizilerden ogrenirsen hayati,
bak sayfa "yaprak dokumu", "ask-i-memnu"
bundan boyle herkes herkesin gacisi!
bak sayfa "kurtlar vadisi", "ezel"
erkek dediginin elinde tespihi tabancasi

mutlu olmak icin sevmek lazim
oldugun yeri, oldugun kisiyi
huzurla yuruyebilmek icin
gurur lazim, istek lazim
I am what I am demisti biri
Bakmayin siz ona, daha iyi olmak lazim

ama siz durmayin
arkaniza bakmadan kacin
bedava dagitiyorlar amerikada jeepleri
durmayin binin ucaklara kacirirn kecileri

Uyan kardes uyan
Sanmaki kapinin ardinda
Var bir utopya
arkana bakmadan kaciyorsan o baska

Uyan artik uyan
Olamaz sana senden baskasi canan

Biz onlara yakit olduk, onlara katik
Onlara akit paralari akit

Gencleri attik saldik kactik
Dehalari elimizden kacirdik
Yorum var hep derde yorum
Yokmu sende cozum katma soruna sorun
Adam bikmadin cumleleri uzattin
Ben dinlemekten yoruldum
Sen hala palavrasin, hala kizil koltukta, nara atmaktasin
halka seslenip duruyorsun, ayh senin sesin kisilsin

Atan belli bizi satan seytan belli
Gormedinmi bak gozleri deli
Sana uzanani elmi sandin
Bir adim atarsan ucurumdasin

Hepsi ayni bu iblislerin
Kimi ak kimi kara ama gorunce bilirsin
Kimi el kimi evinin icinde, kafayi yiyeblirsin
Beynini yikar bazisi
Bakarsin onuda yapamayani cikar
Seni, elinde oyuncak, komurle karsilar
Gulmekten olebilirsin
Acliktan korkuyorsan kafayi ortebilirsin

Uyan kardes uyan
Sanmaki kapinin ardinda
Var bir utopya

Uyan artik uyan
Olamaz sana senden baskasi canan

Bebek ellere dogum gununde tabanca sikistiran
Insani insana dusman yapan
Arama utopya orda burda
Utopya isleyen demirin calisan bilegin ucunda
Utopya sevmeyi bilenin af edenin ruhunda
Bekliyorum
Varya genc atlar bir saha kalksa
Hadi gelin coskuya
Sizinle ayni duraktayim
Yuregim elimde, beynim agazimda
Bekliyorum, bikmadim ben inancimi satmadim
Dur diyelim gerekiyorsa bu donek dunyaya

Toplumun hafizasini kirmizi baliga benzetenler
Merakinizi popstarla olcenler
Butun ulke icin gecerlimi fikirleri
Aaa dogru bu icimizdeki yuzde kirk yedi !!!!
mayis 2009

un jour qui en précède un autre

Je suis sur un pont à Paris
Un pont parmi tant d’autres
Un pont dont je ne connais pas le nom
Et je m’en fou de qui l’a construit, pourquoi ou pour qui…

Le vent est puissant à cette heure-ci
Il me chasse
Ou peut être qu’il m’embrasse
Sur chaque mm² de mon corps il passe et repasse
Et chaque mm² de mon cœur il glace…

Je suis là sans raison
Sans explication
Je fume une clope qui en précède une autre
J’écoute une chanson sur mon iPod, une chanson qui en précède une autre…

Et je reviens là,
Une fois par semaine,
Pour contempler la seine toute nue devant moi
Froide et foncée comme beaucoup de mes pensées
Je l’aime cet eau qui coule, qui s’en va, sans jamais regarder en arrière
Si je pouvais en faire autant, je n’irai pas m’offrir une bière
Je préfèrerai la sobriété à l’amour,
Qui platonique comme toujours, me fait gâcher du papier et de l’encre….

Je l’aime ce vent qui me touche et qui m’entoure
Il sait, lui, que je suis là
Et je sais qu’à chaque rendez-vous il sera là.

Tous les jours je suis forte, et confiante comme un soldat,
Et une fois tous les 7 jours,
Je redeviens enfant,
Je retrouve mes larmes, ma flamme,
Je redeviens femme,
Celle qui doute et celle qui redoute
Celle qui veut, sans le dire, être embrassée comme dans les comédies romantiques
Et faire l’amour comme une punk, comme une rebelle,
A l’arrière d’une voiture, au bord d’une route, peu importe où
Ce qui importe c’est « avec qui ? »

Je quitte ce pont une fois par semaine,
Je quitte mes soucis, je les jette dans le courant des oublis
Avec mes joues roses et mon haleine de fumeuse
Je retourne entre mes 4 murs, et mes 2 fenêtres
Qui regardent Paris avec les yeux d’une amoureuse…

January 19, 2010

yanlis tren

Ilk baharda dokulen yapraklar
Mart ayinda uykuya yatan kediler
Googl’eda aradigini bulamayanlar
Paris’te asksiz yapayalniz gezenlerrrrrrrrr varrrrrr

Bu devirde mesaj atamayanlar
Ucaga binmekten korkanlar
Hayatindan kimseler gelmeyip kimseler gecemyenler varrrrrr

Sevdiginin nikahinda sahitlik edenlerrrrrr
Treni kacirmaktan beter, yalnis trene binenlerrrrrrr
Ve boyle benim gibi kalbinin atisindan korkan
Bir suru gariban varrrrrr

Ne anlarsin deme melankoliden
Soylemesi bile zor birde dusun verdigi hissi
Bir gurup kuralim facebookta, bir norm olusturalim, normal disi yasantilarimizaaaa